Sayader Sağlık ve Yaşam Derneği olarak öğrenciler ve genç sağlıkçılar ile 9 Ağustos cumartesi sabahı yapılacak olan Gelibolu Azepler sabah namazı ve işrak buluşmasına 33 öğrenci ,7 yetişkin katılımcı ile özel bir otobüs yolculuğu ile katıldık.
Sağlık bilimlerinde okuyan öğrenciler ve özel misafirimiz araştırmacı yazar Necmi Sarıyer ailesiyle birlikte 8 Ağustos Cuma sabahı İstanbul’dan yola çıktık. Selamlaşma, sohbet, muhabbet ve ilahiler eşliğinde yolculuk kutlu bir ziyarete doğru yol aldığımızı hissettiriyordu. Cuma namazını Gelibolu’nun meşhur camisi Gazi Süleyman Paşa camisinde kıldık güzel bir tevafuk olarak bu camide hanımların da cuma kılması ve imamın hutbeye kılıçla çıkması hoş bir anı oldu.
Çanakkale Şehitleri
Cuma gününün manevi atmosferi içerisinde Gelibolu sahillerinde yaklaşık 150 kilometrelik alan içerisinde bulunan Çanakkale Savaşı’nın geçtiği bölgeler ve buralarda bulunan şehitliklere ziyaret ettik.Adeta her karış toprağında her tepesinde her köyünde yüzlerce binlerce şehidin yattığı bu toprakları gezerken o şehitlerin ruhları ve dualarıyla kuşatılmış gibi olduk.
Savaş tarihinin en büyük muharebelerinden birisi olan Çanakkale’de her bir şehid bir kahramanlık destanı yazdı.Seyid Onbaşılar,Niğdeli Aliler, Ezineli Yahya Çavuşlar gibi binlerce meçhul kahraman ve şehitlerin yanında manevi orduların da desteği aşikardı.
Şehitliklerin en tepe noktasında Çanakkale Şehitler Anıtıyükseliyordu. Tevhid ve Hürriyet birlikteliğini simgeler gibi şehitlerin kolları arasından semaya doğru yükselen Şehitler Anıtı adeta şehitlerin kanıyla boyanmış ay yıldızlı bayrağımızı gökyüzüne taşıyordu.
Gelibolu-Azeplerde Şafak Vakti
9 Ağustos cumartesi günü seher vakti öğrencilerimizle birlikte yola çıktık. Seher Vaktinin berektiyle daha Gelibolu Azepler e varmadan manevi havasını yaşamaya başladık. AzeplerNamazgahı Osmanlı döneminden günümüze kadar tarihi yapısıyla korunan genç deniz leventlerinin seferden önce namaz kılıp dua ettikleri açık hava mescidi idi.
Gelibolu Azepler namazgahı bir çoğumuz için ilk defa açık havada namaz kılacağımız bir namazgahtı. Gelibolu’nun merkezinden Çanakkale Boğazı’na doğru uzanan, öndeki kıblegahın etrafında dairevi olarak yerleşen müminler adeta duaya açılmış bir el gibi gözüküyordu.
İmsak vakti olan 4:30’da alana girdiğimizde neredeyse tamamen alan dolmuştu. Safların arkasında ve uç kısımlarda kalan son yerlere yerleşirken bu güzel topluluğun içerisinde bulunmanı manevi hazzını gönlümüzde hissediyorduk
Yeryüzü bana mescid kılındı / And verdim toprak şahidtutuldu
Gelibolu Azepler Namazgahı yeryüzünün mescid kılındığını müjdeleyen Peygamberimizin bu sözünün yer, gök ve denizin buluştuğu bu muhteşem mekenda en güzel hissedildiği yerdi.
Okunan ezanla beraber, Kur’an-ı Kerim tilavetleri, ilahiler, zikirler çevremizdeki kuş sesleri ile birleşerek sanki arşa doğru yükselen manevi bir nur halesi içinde gibi hissediyorduk.
Bu eşsiz Namazgâhta seher vakti kuşlar, ağaçlar, rüzgâr ve deniz adeta şehitlerin nidalarını, evliyaların dualarını birlikte terennüm ediyorlardı. Sanki tüm kainat o vakitte bir büyük Kuran ve zikir meclisi olmuştu.
Sabahın erken saatlerinden itibaren dünyanın ve Türkiye’nin muhtelif bölgelerinden gelen müminler bu namazgahta sabah namazını eda etmek ve rahmetli Mahmud Esad Çoşan hoca efendiyi doğum gününde yâd etmek için manevi bir hava içerisinde toplanmışlardı
Namazgahın ön tarafı kıble kısmında Çanakkale boğazı ve deniz, sağında muhteşem Çanakkale köprüsü silüeti, solunda boğazın suları üzerinde yakamozları parıldayan altın bir tepsi gibi gözüken güneş, kıbleden esen serin rüzgar, Kuran ve zikirle birleşerek gönüllerimizi eşsiz bir manevi huzur iklimine götürdü.
Çevremizdeki insanlar da Çanakkale şehitlerinin torunları olarak onların can verdiği topraklarda yeni bir diriliş muştusunu müjdeleyen diriliş erleri gibi idi. Programı sonrası birbiriyle kucaklaşan dostlar, genç-yaşlı müminler sanki bir bayram sabahı hasretle kucaklaşan kardeşlere veya kutlu bir sefere koşan yiğitlere benziyordular.
Sanki yeni bir sefer öncesinde Gelibolu AzeplerNamazgahından sefere çıkan yiğitlerin Çanakkale şehitlerinin huzurunda buluşması, dedelerinin emanetine sahip çıkan torunların mukaddes yürüyüşünü andıran yeni bir diriliş muştusu gibiydi.
Dost ve Müttefik Olarak Allah Yeter
Gelibolu Yarımadası’nda bir yanda Ahmet’i Bican ve Mehmet Bican Hazretleri’nin manevi ruhu, diğer yandan Çanakkale şehitlerinin manevi desteği ve aynı zamanda Şehid ve Muzaffer komutan Hocamız Mahmud Esad Coşan’ın maneviyatı ile en önde kıyamda duruyor gibiydi. Sanki hep bir ağızdan ‘Dost ve Müttefik Olarak Allah Yeter’ diye sesleniyorlardı.
Sabah Namazı ve işrak vakti anma proğramının en özel yönlerinden birisi de MEC Hocaefendimizin kıymetli eşi Hacer Muhterem Coşan annemizin vasıfları ve örnek yönlerinin de anılması oldu. Mümine hanımlara örneklik açısından çok güzel ve özel bir hatırlatma idi. Mümine Hanımlar sahabe hanımlarla beraber günümüzde yaşayan örnek mümine hanımları daha çok tanımalılar.
Seher vaktinden işrak vaktine kadar devam eden bu güzel atmosferin sonrasında bir bayramlaşma havası içerisinde birbiriyle kucaklaşan sohbet eden bu vakur kalabalık daha sonra aynı sakinlik vakar ve ağır başlılıkla yavaş yavaş etrafa dağıldı
Bu kadar büyük bir kalabalığı organize eden her şeyi inceden inceye düşünen, ikramlardan programın tüm detaylarına kadar ilgilenen önce MEC Vakfı Yönetimine, sonra tüm genç ve yaşlı gayretli ve mütebessim ekibe de ayrıca gönülden teşekkür etmek isterim.
Çanakkale Geçilmez Selamlanır
Denizcilerin Çanakkale Şavaşı şehitlerine hürmeten her limanıve boğazı seyir defterine ‘geçildi’ diye kaydederken Çanakkale için ‘Çanakkale Boğazı Selamlandı’ diye yazdığını söylediler. Bizim içinde artık Çanakkale’yi Selamlama vakti gelmişti.
Son gün Çanakkale’nin içerisindeki deniz müzesini ve Fatih Sultan Mehmet han tarafından yaptırılan Fatih Camii ve Çimenli kalesini ziyaret ettik. İkindi namazını da Fatih Camii’nde kıldık bu cami Çimenlik kalesi yapılırken askerlerin abdestlive namazı ihmal etmeden çalışmaları için yapılmış bir camiydi. Çanakkale’nin ilk ve en eski camisi olarak biliniyordu
Çanakkale sahili boyunca yürürken insanlarımızın bu önemli mübarek beldede olmanın şuurundan uzak olduklarını görmek bizleri derinden üzdü. Ama ‘asil azmaz bal kokmaz‘sözü gereğince bu insanların ve gençliğin 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi yeniden bir dirilişe gönül verebileceklerini düşünerek teselli olduk
Akşam 18 Mart konferans salonunda araştırmacı yazar Necmi Sarıyer’den Çanakkale Savaşı’nın hatıraları ve incelikleri konusunda güzel bir sunum izledik her türlü olumsuzluğa rağmen gösterilen bu gayret ve direnişin ne kadar önemli olduğu ve bize bu vatana emanet ettiğini tekrardan anlamış olduk. Çanakkale’nin bize esas öğrettikleriler inden biri de buydu
Pazar sabahı artık Çanakkale’de şehitlerle âlimlerle evliyalarla vedalaşma vaktiydi. İstanbul’a doğru yola çıkarken dinlediğimiz ilahiler ve hatıralarla gönlümüzü dopdolu olarak dönüyorduk.
Bu seyahatte üç gün boyunca sanki yaşadığınız dünyadan farklı bir atmosfere geçmiş apayrı bir boyutta yeni bir diriliş buluşmasını seyretmiş gibi olmuştuk. Emeği geçen herkesten ve katılımcı olan her insandan Allah razı olsun.




Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.