Bir Mesajdan Anladıklarım ; Günümüz İnsanına Kurtuluş Çağrısı

İnsanlığa günümüzde kurtuluş mesajı olarak yeniden Peygamberlerin yolunu ve mesajını hatırlatmak gerekiyor. Azgınlaşan, zalimleşen ve sapıtan insanlığı Hakka ve Hakikate davet için ancak o kutlu yolun yolcularının çağrısını tekrarlamak ve Son Peygamber’in mesajı ile bütünleştirmek gerekir.

2026 yılı Ramazan ayının son on günü olan kutlu itikaf günlerinde AKRA medya da insanlığı kurtuluşa çağıran bir mesaj yayınlandı. Çağrı Sen Kazanırsın diye başlıyor, Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülküfl ve Elyesa peygamberlere ve Son Peygamber Resulullah efendimize selam ile devam ediyor.

Mesajın tamamı için : https://akra.media/Haber/HaberDetay/106811/

M.Ö 8-9 yüzyıllarda yaşayan Elyesa ve Zülküfl peygamberlerin kabri, Dicle Baraj Gölü’nün yapılmasıyla, 13-16 Eylül 1995 tarihleri arasında Eğil ilçesinden Diyarbakır’a Ziyaret Tepe’de inşa edilen türbeye taşınıyor. Bu taşınmaya şahitlik eden hala yaşayan bazı heyet üyeleri, naaşların çürümediğini gözlemlediklerini belirtmiş, bu durum kamuoyunda ve basında geniş yankı bulmuştur.

Bu yazıda Hz. Elyesa, Zülküfl ve Hz. Muhammed (SAV) in hayatlarından çıkarılabilecek temel mesajlar üzerinde durulacaktır.

Peygamberlerin Hayatlarından Mesajlar

Kur’an-ı Kerim’de zikredilen peygamber kıssaları, geçmiş ümmetler için geçerli olan sünnetullahın, (Allah’ın koyduğu kanun, nizam) bugün de geçerli olduğunu bize hatırlatır. Çünkü Kur’an dilinde “sünnetullah” adı verilen yasalarda asla değişim olmaz.

Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin tevhit mücadelesi anlatılırken beşerî özelliklerine de vurgu yapılmıştır. Allah’ın elçileri de diğer insanlar gibi aile kurup evlat sahibi olmuşlar ve çeşitli zorlu imtihanlara tabi tutulmuşlardır. Dolayısıyla insanoğlunun karşılaşacağı problemlere çözüm reçeteleri sunan ve her biri ibret örneği olan peygamber kıssaları birer masal değil bilakis hayatın ta kendisidir.

Modern çağ, hız ve hazzın, tüketim ve bireyselliğin, paranın ve çıkarcılığın öne çıktığı bir dönemdir. Bu bağlamda insanın hem içsel huzuru hem de toplumsal barışı koruması giderek zorlaşmaktadır. Ancak İslam peygamberlerinin hayatları, çağlar üstü ilkeler sunarak günümüz insanına yol göstermektedir.

Alemlere Üstün Kılınan Peygamberler

“(Ey Resulüm!) İsmâîl’i, Elyesa’yı, Zülküfl’i de hatırla! Hepsi de en hayırlı kimselerden idi.” (Sad, 48)

Ayet-i kerimede “hatırla” diye buyrulması, bu peygamberlerin Allah’ın dinini yaymak hususunda takdire şayan bir şekilde sarf ettikleri gayret, fedakârlık, sabır ve sebatlarının tefekkür edilmesine yöneliktir.

Elyesa (AS) ’la alâkalı diğer ayet-i kerime şöyledir: “İsmail’e, Elyesa’ya, Yunus’a ve Lût’a da hidâyete -doğru yola-erdirdik. Hepsini âlemler üzerine üstün kıldık.” (Enam, 86)

Elyesa (AS) peygamberliği esnasında kavmindeki kabileler arasında devletin başına geçip idareyi ele alma yarışı başlamıştı. Bunlar, Elyesa’yı dinlemeyip birbirlerine düştüler. Fitne, kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu. Bunun üzerine Allah Teâlâ, onlara Asur Devleti’ni musallat etti. Neticede kendi yaptıkları kötü amelleri yüzünden rahmetten uzak düştüler ve Asurlulara yenilip zelil ve perişan oldular.

Elyesa  (AS) , vefatına yaklaştığında Zülküfl  (AS) ’ı yanına çağırdı. Ve Allah’ın emri ile kendisinden sonra yerine halef olarak onu tayin etti.

Hz. Elyesa; Sessiz Kahraman, Unutulan Lider

Hz. Elyesa, Hz. İlyas’ın ardından Benî İsrail’e gönderilmişti. Kur’an’da adı geçer ama ayrıntılı kıssası yoktur. İşte tam da bu nokta dikkat çeker: Bizler, tarihte gürültü koparan kahramanları hatırlıyoruz, ama sessizce sabırla mücadele edenleri unutuyoruz.

Hz. Elyesa, peygamberlik görevini üstlenmiş, toplumunu doğruya çağırmış bir isimdir. Onun hayatından günümüze yansıyan en önemli ders Tevhid ve Hakka çağırma, emanete sahip çıkma ve sürdürme sorumluluğudur.

Kuran’da Elyesa’nın adı, “hayırlı kimselerden” diye anılır. Oysa bugün toplum, hayrı değil şöhreti ödüllendiriyor. Elyesa’nın sessizliği, bugünün medya çağında bir eksiklik gibi görülür; halbuki hakikatin sesi çoğu zaman gürültüye değil sabra dayanır.

Bugün insanlar için bu sorumluluk, bir önceki neslin değerlerini ve iyiliklerini koruyarak daha ileriye taşımak anlamına gelir. Peygamberlerden miras aldığımız bilgeliği, kültürü ve ahlaki ilkeleri geliştirmek, yaşadığımız çağa bu değerleri taşımak gerekir.

Zülküfl: Kefaletin Bedeli

Hz. Zülküfl, Kur’an’da sabırlı ve adaletli bir kul olarak anılır. Rivayetlerde onun bir peygamber veya salih bir yönetici olduğu belirtilir. Hayatının ana mesajı: adaletle hükmetmek ve sabırla direnmektir.

Günümüz insanı için bu mesaj, makam ve güç sahibi olduğunda bile adaletin terazisini şaşmadan kullanmak, zorluklar karşısında sabrı bir erdem olarak görmek demektir. Özellikle sosyal hayatta ve siyasette, adalet ve sabır en büyük sınavdır.

Bizim çağımızda sabır, çoğu kez pasiflik ve edilgenlik olarak küçümsenir. Oysa sabır, zulme boyun eğmek değil; zulme direnmek ve karşı durmanın erdemli şeklidir.

Hz. Zülküfl’ün lakabı “kefil olandır. Zülkifl’in kefaleti, bugünün siyasetinde ve toplumunda sorumluluk almaktan kaçan liderlere bir hatırlatmadır. Bugün ise adaletin, sabrın, hakikatin kefili müminler olmalıdır.

Sessiz Hakikatler, Gürültülü Çağ

Kur’an’da Elyesa ve Zülküfl’in isimleri geçer ama ayrıntılı kıssaları yoktur. Bu eksiklik, aslında bir davettir: “Onların hayatını merak edip araştır ve kendi hayatına örnek al.” Çünkü mesele, ayrıntılı biyografi değil; sabır, adalet ve hayırla anılmak olmalıdır..

Elyesa ve Zülküfl, tarihin sessiz peygamberleridir. Onların hayatı, bugünün toplumuna şu soruyu soruyor: “Siz sabra, adalete ve hayra kefil olmaya, sorumluluk üstlenmeye hazır mısınız, yoksa sadece isimlerinizin duyulmasını mı istiyorsunuz?”

Hz. Muhammed (S.A.V)

* Hz. Muhammed’in hayatı ise bütün peygamberlerin mesajını tamamlayan bir rehberdir. Onun örnekliği birkaç temel noktada öne çıkar:

*Her şart altında Tevhid üzere olmak

*Kuranı Kerimi ve Sıratı Müstakimi hayatının ana ekseni yapmak

*Merhamet: İnsanlara karşı şefkatli olmak, farklılıkları kucaklamak.

* Adalet: Toplumsal düzeni hak ve hukuk üzerine kurmak.

* Tevazu: Güç ve otorite sahibi olsa da sade bir yaşam sürmek.

Bu Peygamberlerin hayatları üzerinden günümüz insanına aktarılabilecek mesajlar aslında birkaç farklı boyutta birleşiyor

Tevhid Çağrısı

Her üç peygamberin ortak mesajı, insanı tek bir hakikate yöneltmekti: Allah’a kulluk. Bu çağrı, günümüz insanına da dağınık arzuların ve sahte otoritelerin esaretinden kurtulup birliğe yönelmenin önemini hatırlatıyor.

Tevhid, modern bireyin parçalanmış kimliğini bütünleştiren bir merkezdir. Modern dünyada farklı ideolojiler, tüketim kültürü ve bireysel çıkarların baskısı altında kalan insan için tevhid, bir özgürleşme ve anlam kazanma yoludur.

Sabır: Zorluklar Karşısında Direnç

Peygamberlerin hayatı, zorluklar karşısında sabırla direnmenin önemini gösterir. Sabır, İslam düşüncesinde pasif bir bekleyiş değil; bilinçli bir direniştir. Modern çağın stres, rekabet ve belirsizlik ortamında sabır, bireyin ruhsal dengeyi koruması ve uzun vadeli başarıya ulaşması için vazgeçilmezdir. Sabır, insanı hem içsel huzura hem de uzun vadeli başarıya götüren bir yol haritasıdır.

Emanet ve Adalet

Hz. Zülküfl’in hayatında öne çıkan en belirgin özelliklerden biri, emaneti koruma ve adaletle hükmetme sorumluluğudur. Kur’an’da adalet, toplumsal düzenin temel taşı olarak vurgulanır. Günümüz dünyasında iş hayatında, siyasette ve aile ilişkilerinde güvenin temeli emanete sadakattir. Adalet ise bireysel çıkarların ötesine geçerek toplumsal barışı sağlayan en güçlü ilkedir.

Rehberlik: Topluma Doğru Yolu Göstermek

Hz. Muhammed’in hayatı, bireysel ahlakı toplumsal düzenle buluşturan bir rehberlik örneğidir. Onun rehberliği, sadece dini bir çağrı değil; aynı zamanda adalet, merhamet ve bilgelikle toplumu yönlendirme sorumluluğudur. Günümüzde rehberlik, doğru bilgiyle, ahlaki değerlerle ve toplumsal sorumluluk bilinciyle insanlara yol göstermeyi ifade eder.

Günümüz İnsanına Mesaj

Tarih, mekân, zaman fark etmeksizin insan her çağda insandır. Fıtratında var olan nitelikler aynıdır. Yüce bir varlığa inanma, sevme, sevilme takdir edilme, ait hissetme gibi duygular her insanda vardır. Elbette onun yapısında inkâr, nefret, hırs, kıskançlık vb. hisler de mevcuttur.

Peki, insan böylesine tuzak kurucu, caydırıcı, saptırıcı etken karşısında pusulasını kaybetmeden nasıl istikamet üzere kalabilir, fıtratını koruyabilir? Elbette tabiatına uygun bir tebliğ ve terbiye sayesinde insan, şerden yüz çevirip hayra yönelir.

Her biri hayatın içinden olan bu hikayeler ve hatırlatmalar, günümüz dünyasında bizlere yol gösterdiği gibi karşılaştığımız sıkıntılarda ümit var olmamızı sağlayarak imanımızı diri tutacaktır.

Bu ilkeler, bireyselliğin, hazzın, hızın ve tüketimin öne çıktığı çağımızda insanı hem içsel huzura hem de toplumsal barışa götüren anahtarlar olarak durmaktadır. Hz. Elyesa, Hz. Zülküfl ve Hz. Muhammed’in hayatlarından süzülen mesajlar, modern insanın arayışına ve ihtiyaçlarına  tam olarak cevap vermektedir:

Geçmişten ibret alıp dünya ve ahiretimizi mamur ederken nebiler silsilesinin son halkası Sevgili Peygamberimizin şu duasıyla niyaz edelim: “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Rabbim, benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizi, Davet, 89.)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın