Kurban Bayramı Düşünceleri: Kulluk ve Teslimiyet

Bayram günleri, sevinçle hüznün iç içe geçtiği zamanlardır. İslam dünyasında zulümler, işgaller ve savaşlar devam ederken, bayram bizlere ibadetlerin derin anlamını, kardeşliği, paylaşmayı ve teslimiyetin hakikatini hatırlatır.

Gönlümüzde hüzünle beraber gayretin, sabrın, teslimiyetin bir arada olduğu bayramda İbrahim ve İsmail as gibi en zor anda dahi ilahi adaletin tecelli edeceğini hissederiz.

Bu yıl İstanbul’da bayram farklı bir atmosferde yaşandı. Uzun tatilin verdiği fırsatla Sıla-i Rahim için doğduğu şehirlere giden İstanbul halkı şehrin yoğunluğunu da beraberinde götürmüştü. Baharın tatlı havasında sakin yollar, berrak gökyüzü ve Fetih kutlamalarıyla birleşen semaya yükselen tekbir sesleri, bayramın manevi hazzını daha da derinleştirdi.

Arefe günü Duaların Derinliği

Arefe günü, önce Karacaahmet’te annemin kabrini ziyaret ettim. Daha sonra vakfe saatinde Arafat’ta yükselen dualara eşlik etmeye, dua ve niyaza yöneldiğimde yeni öğrendiğim şu sözler zihnimdeydi:

“Allah’tan imkânsız denilebilecek şeyleri isteyin. O’nun için imkânsız diye bir şey yoktur. Hacer annemiz çölde imkânsız olan suyu istemişti, aramıştı; Allah bu gayret ve isteği verdi.”Bu yakarış bize Arefe gününün manevi önemini, umudu, teslimiyeti ve ancak Allah’tan dilemenin önemini vurguluyordu.

Bayram Sabahı ve Tekbirler

Bayram sabahı sessizliğin derinliğinde hissedilen manevi hava çok başkaydı. Biraz sonra semada yankılanacak tekbir sesleri ve dualar için adeta gök kapıları açılmış gibiydi. Gün boyunca devam eden Teşrik Tekbirleri, Cebrail, İbrahim ve İsmail (AS) arasındaki selamlaşmayı hatırlatıyor; kurban ibadetinin mana ve önemini yeniden dile getiriyordu.

Gümüşsuyu Camiinde sabah namazı sonrası bayram namazı kılmak için beklerken aynı zamanda bir sünnetin ihyasını işrak vakti ibadetini yeniden anlıyordum.

Bayram namazı sonrası ve hutbede tekrarlanan teşrik tekbirleri ilahi bir nida olup tüm çevremizi kuşatıyordu. Namaz sonrası cemaatle müsafaha ve bayramlaşma sırasında da tekbirler devam etti. Adeta Yahya Kemal’in Süleymaniye’de bayram sabahı şiirindeki gibi bir atmosfer yaşanıyordu.

Senelerden beri rüyada görüp özlediğim/ Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.

Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını/ Görüyor varlığının bir yere toplandığını;

Büyük Allah\’ı anarken bir ağızdan herkes/ Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;

Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi/ Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!

Paylaşmanın Sevinci ve Toplumsal Barış

Kurban Bayramı sabahı bizim gibi birçok dostunda Cennet Camii etrafındaki düzenli kesim yerlerinde tekbirler eşliğinde kurbanları kesiliyordu. Kurbanlık hayvanların son sesleri, adeta yaratıcıya dua yakarışı ve takdire rıza niyazı gibiydi. Sanki kurbanlıkların kanlarıyla birlikte içimizdeki vahşet, şiddet, hırs ve nefret akıp gidiyor, yıkanıyordu.

Hem dostlarla bayramlaşma hem de kurban ibadetini yerine getirme telaşı farklı bir hava oluşturuyordu. Allah’ın emri doğrultusunda yapılan bu ibadet, bireysel arınmanın ötesinde toplumsal barışa ve faydaya hizmet ediyordu.

Kurban paylarını özenle paketleyip dağıtırken, gariplerin ve fakirlerin gönüllerini şenlendirmenin hazzını duyuyorduk. Bazı evlerde sadece Kurban Bayramı’nda et pişirildiğini düşündüğümüzde, bu ibadetin ne büyük bir toplumsal yardımlaşma vesilesi olduğunu daha iyi anlıyorduk.

Bayramın ikinci günü Cuma namazını Fatih Camii’nde kıldık. Camiyi dolduran müminler, teşrik tekbirleriyle kubbeyi inletirken sanki yeni bir fethin müjdesini veriyorlardı. Bu manzara hem geçmişin hatırasını hem de geleceğe dair ümidi içinde barındırıyordu.

Bayram Sohbeti Notları

Bayram sohbetini Gümüşsuyu Camii’nde emekli Diyanet işleri fetva kurulu üyesi Hüseyin Kayapınar Hoca efendiden dinledim. Sohbette aldığım notları ve bazı önemli sözleri paylaşıyorum.

Kurban Bayramı, İbrahim ve İsmail (As.)’infedakarlığın, emanete riayetin ve teslimiyetin sembolüdür.Bayram, sadece kurban kesmek, et dağıtmak değil; nefsi/kötü huyları kurban etmek, heva ve hevesi ilah edinmemek, Allah’a tam teslimiyetle kulluğu yaşamaktır.

Murad-ı İlahi İsmail’in kurban edilmesi değildi, İbrahim’in gönlündeki her türlü dünyevi sevgi ve hırsların temizlenmesiydi.

Kur’an-ı Kerim’de yalnızca Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) için “Usve-i Hasene” yani “sizin için en güzel örnek vardır” buyrulmuştur. Bu nedenle Hz. İbrahim’in hayatını öğrenmek, kulluğun ve teslimiyetin hakikatini kavramak açısından büyük önem taşır.

Kurbanda Üç Büyük İbadet

* Teşrik tekbirleri → İbrahim (as.)’in kıssasından hatıra kalan bir zikirdir. Cebrail, İbrahim ve İsmail As arasındaki karşılaşmanın hatırasını anlatır.

* Hac ibadeti → Teslimiyetin yolculuğu. İbrahim, İsmail ve Hacer validemizin teslimiyetini yaşatan bir yolculuktur.

* Kurban ibadeti→ Fedakârlığın zirvesi. İsmail (as.)’in sabrı ve İbrahim (as.)’in fedakârlığını hatırlatır.

Kurban ibadetinde bize hatırlatılan İbrahim As, Hacer validemiz ve İsmail (as) ile Mekke’de teslimiyetin en büyük örneğini sergiler. Kurban kıssasında evlat sevgisini aşan bir teslimiyet gösterir.

İbrahim ve İsmail (a.s.) Kıssası

İbrahim AS küçüklüğünden beri hayatı ve çevresinin yanlış inançlarını sorgular. Putlara tapmanın anlamsızlığını milletine sorar: “Size fayda veya zarar veriyor mu?” Size faydası ve zararı olmayan bu taşlara tapmanız doğru mu ‘der.

Rabbine yönelir: İbrahim: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir.

Beni yaratanda, doğru yola eriştiren de O’dur. Beni yediren de, içiren de O’dur. Hastalandığımda şifa veren O’dur. Hesap günü beni affedecek O’ dur.” Şuara 73-83

İbrahim as. Rabbini ararken yıldızlara, aya, güneşe bakmış bunların battığını (ufûl) görünce bunlar olmaz (batanları sevmem) demiştir. Neticede ezeli ebedi (la yezâl) olan Allah’ı bularak ben onun muhibbiyim batıp gidenleri sevmem demiştir.

Şairin deyişiyle ;

Âfitâb-ı hüsn-i hûbân âkıbet eyler ufûl /Ben muhibb-i lâ-yezâlim “Lâ-uhibbü’l-âfilîn

‘Bütün güzel şeylerin güzellikleri bir gün mutlaka kendileri gibi fena bulur. Ben fânî güzelleri değil, batmayan ve sonu olmayan biricik güzeli severim’

Enbiya Suresinde anlatıldığına göre İbrahim’i ateş Allah’ın emri ile yakmaz. ‘O’nu ateşe attıklarında biz ‘Ey ateş ! İbrahim’e serin ve selamet ol ‘ diye emir verdik. Evet bu zalimler İbrahim’i tuzağa düşürmek istediler; fakat biz onları daha fazla zarara uğrattık.

Aşık Yunus’un diliyle

Eğer âşık isen yâre, Sakın aldanma ağyâre,
Düş İbrâhîm gibi nâre, Bu gülşende yanar olmaz

Kulluk ve Teslimiyet

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyurur:“Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”

Kur’an-ı Kerim üç cümleyle özetlenebilir: Kime kulluk edeceksin? Niçin kulluk edeceksin? Nasıl kulluk edeceksin?

Kulluk, teslim olmak demektir. Niyetin özü ise “Şüphesiz ki benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm ancak Allah içindir.” Ayetinde ifade edilir.

Sevgi, teslimiyet ve marifet birbirini tamamlar. İnsan bilmediğinin düşmanıdır; bildiğini tanır ve sever.

İbretler ve Dualar

*Allah’ın adaleti öyle mükemmeldir ki, boynuzsuz koyunun hakkı boynuzludan alınacaktır. Hayvanlar sonra toprak olacak, kâfirler ise “Keşke toprak olsaydım” diyeceklerdir.

*İnsan aklıyla her şeyi bulamaz. Bu yüzden Allah kitap ve peygamberler göndermiştir.

*Kur’an: Ne yapacağımızı söyler. Peygamberimiz: Nasıl yapacağımızı gösterir.

*Kur’an’da emirler, yasaklar, öğütler ve kıssalar vardır. Sivrisinekten örümceğe kadar örnekler verilir ki insanlar ders alsın.

* Hz. İbrahim’in duası: “Ya Rabbi, beni salihlerden bir evlatla rızıklandır.”

* Hz. Âişe’nin duası: “Ya Rabbi, beni seni sevmekle ve seni seveni sevmekle rızıklandır.” “Ya Rabbi, bana cenneti ve cennete ulaştıracak amelleri nasip eyle.”

* İbrahim Ethem’in bize öğüt ver diyenlere ; Günah işleyecekseniz kendinize Allah’ın arzı dışında bir yer bulun, O’nun rızkı dışında bir şey yiyin, Azrail geldiğinde mühlet isteyin… Bunların imkânsızlığı Allah CC isyanı imkansız kular ve kulluğun hakikatini gösterir.

*Kurban Bayramı, İbrahim ve İsmail (As.)’in fedakarlığın, emanete riayetin ve teslimiyetin sembolüdür. Bayram, sadece kurban kesmek, et dağıtmak değil; nefsi/kötü huyları kurban etmek, heva ve hevesi ilah edinmemek, Allah’a tam teslimiyetle kulluğu yaşamaktır.

Beni en çok etkileyen cümle ;

Murad-ı İlahi İsmail’in kurban edilmesi değildi, İbrahim’in gönlündeki her türlü dünyevi sevgi ve hırsların temizlenmesiydi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın