Erzurum Mezunları Buluşması: Bir Hatıranın Yeniden İnşası

Temmuz ayının ilk günlerinde Erzurum Üniversitesi mezunu bir gurup arkadaşla birlikte Erzurum’un tarihi yerlerini ve tabii güzelliklerini gezdik. Sıcak çaylarından içtik, derin fikirlerini dinledik, sohbet ve muhabbetlerinden etkilendik, tatlı mizahları ile güldük, yerel yemekleri ile doyduk.

Gurubumuz 1985–1995 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde eğitim gören ve Ruhi Özcan Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrencilerden oluşuyordu.  Erzurum Mezunları yıllar sonra eşleri ve çocuklarıyla birlikte bir araya gelerek anlamlı bir buluşmayı sağladı.

Programın ilk günü, Erzurum şehir merkezindeki tarihi yapılar, evler ziyaret edilerek şehrin kültürel mirası yeniden keşfedildi. Tarihi Ulu Camide Cuma namazı eda edildi, Çifte minareli medrese, üç kümbetler, Erzurum Müzesi, Kale, Lala Paşa Camii, Yakutiye Medresesi gibi tarihi yapılar ziyaret edildi, adeta bin metrede bin yıllık tarihi gezmiş olduk.

İkinci gün doğa ile iç içe bir rota izlendi: Tortum Gölü, Cam Teras, Tortum Şelalesi ve Yedigöller bölgesi gezildi. Üçüncü gün ise Erzurum’un tarihî ve manevi mekânları ziyaret edildi: Erzurum Mecidiye Tabyaları, Abdurrahman Gazi Türbesi ve Palandöken Dağı.

Bu ziyaretler, şehrin hem tarihî kimliğini hem de doğal güzelliklerini eski mezunlara ve ailelerine yeniden hatırlatmış oldu.

Buluşmanın en önemli yönlerinden biri, mezunların eşleri ve çocuklarının da birbirleriyle tanışma ve kaynaşma fırsatı bulmasıydı. Böylece topluluk, yalnızca geçmişteki arkadaşlık bağlarını hatırlama değil, aynı zamanda yeni kuşaklar arasında da sosyal bir ağ oluşturdu.

Bu tür buluşmalar, bireysel hatıraları ortak bir hafızaya dönüştürdü ve gelecek nesillere aktarılacak değerli bir miras oluşturdu.

Programın gerçekleşmesinde emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkürlerimizi sunarız.

Erzurum’u gezerken dilimizde Alvarlı Efe Hazretlerinin meşhur dizeleri vardı.

Erzurum Kilidi Mülk-i İslâm’ın/ Mevla’ya Emanet Olsun Erzurum
Erzurum Derbend-İ Ehl-İ İslâm’ın /Mevla’ya Emanet Olsun Erzurum

Gelecek Proğramlar İçin Öneriler

  1. Buluşma proğramlarında Erzurum’un yazar-şair-fikir adamı ve sivil toplum liderlerinden sohbet ve konferans dinlenebilir.
  2. Erzurum’da yaşayan önemli kişiler ziyaret edilebilir. Üniversitedeki önemli ilim ve fikir adamları ile görüşülebilir.
  3. Vakıf ve dernekler ile bağlantı ile onların çalışmalarına destek olunabilir.
  4. Mezunlara hatıra ormanı hazırlanıp her sene sayı artırılabilir.
  5. Katılımcılara hatıra kitap ve yöresel hediyeler hazırlanabilir.
  6. Ailecek tanışma ve kaynaşmalar sonucunda gençlerimizin evlilikleri ve sağlam yuva kurmaları için yardımcı olunabilir.
  7. Katılan genç evlatlarımızın da hoşuna gidecek aktiviteler planlanabilir. Organizasyon ekibinin içinde gençlere görevler verilebilir.

Göl Yerinde Elbet Sular Bulunur / Yine Vardır Diye Ümid Olunur
Bugün Yine Bin Bahaya Alınır / Mevla’ya Emanet Olsun Erzurum

Erzurum notları

Erzurum’da gezdiğimiz güzel tarihi yerler kadar dinlediğimiz sohbetlerde önemliydi. İlk günümüzde Cuma namazı öncesinde Ulu Camide dinlediğim çok özel ve güzel bir vaazla başladı. Vaiz efendi Kürsüde sahabe efendilerimiz arasında geçen bir sohbeti anlatıyordu.

Sahabelerden bir gurup kabilelerini ve atalarını söyleyerek övünürken sıra Selman-ı Farisi hazretlerine geldiğinde onun ‘Ben Selman İbni İslam’ım, ben İslam’ın evladıyım, benim övünecek tek şeyim İslam olmamdır’ demesi üzerine Hz. Ömer efendimizde ‘ben de Ömer İbni İslam’ım ‘der.

Vaiz efendi İslam’ın evrensel kardeşlik ve takva prensiplerini Erzurum şivesi ve tok bir sesle çok güzel anlatıyordu. Günümüzde soy, sop, ırk, mezhep ayrımcılığına en güzel cevaplardan birini teşkil eden bu çok önemli menkıbe serhat şehrimizde ayrı bir güzellik kazanıyordu.

Ayrıca serhat şehrimize çok yakışan diğer bir levhada Lala Paşa Camiinde ‘Men tâle gafletehu zâle devletehu” “Gafleti uzun ve derin olanın devleti yok olur!” sözü asırlardan günümüze yansıyan önemli bir nasihatti.

Her şeyin rengi değişti

Gezi sırasında Mesut Ünal beyin babasından naklettiği bu derin manalı söz üzerine yaşadığımız zamanı ve insanları anlatmayı denedim; 

 ‘Her şeyin rengi değişiyor evlat; İnsanın, eşyanın, havanın, suyun, toprağın ve şehirlerin’  

Erzurum’un serin sabahında, kahvenin köşesinde oturan yaşlı amca, elindeki ince belli bardaktan çayını yudumluyordu. Gözleri dışarıya, sokaktan geçen insanlara takılmıştı.

“Her şeyin rengi değişti,” diye mırıldandı kendi kendine.

Eskiden toprağın rengi kahverengiydi; sabırla ekilen, bereketle biçilen. Şimdi griye dönmüş, yorgun bir yüz gibi.

Suyun rengi berraktı; içtikçe ferahlık verirdi. Şimdi bulanık, insanın içine kuşku salıyor.

Havanın rengi maviydi; özgürlüğün ve umudun simgesi. Şimdi puslu, nefes alırken bile içi daraltıyor.

Eşyanın rengi sadeydi; işleviyle değerliydi. Şimdi parlak ama ruhsuz, insanı kendine yabancılaştırıyor.

İnsanın rengi ise… Eskiden yüzünde samimiyet, kalbinde muhabbet, gözünde güven vardı. Şimdi maskelerle dolaşan, aklı ve gönlü bomboş, hırs ve tamah ile kendi rengini kaybetmiş bir kalabalık.

Bir süre sessiz kaldı. Sonra gözleri uzaklara, Palandöken’in eteklerine daldı.

“Belki de renkler hâlâ orada,” dedi içinden. “Toprak sabırla bekliyor, su kendini temizlemeye çalışıyor, hava yeniden açılmak istiyor. Eşya, insanın elinde yeniden anlam bulabilir. İnsan ise… İnsan kendi rengini bulursa, her şey yeniden kendi rengine kavuşur.”

Yaşlı amca, çayını bitirip ayağa kalktı. Bastonuna yaslanarak ağır adımlarla yürürken, Erzurum’un taş sokaklarında kaybolan bir gölge gibi uzaklaştı. Arkasında ise yeni bir umut bıraktı: Renklerini kaybeden bir dünyanın imanla, irfanla, kâmil insanla yeniden boyanabileceği umudu.

Gayet şecaatli erler var idi/ Nisası, ricali hayâdar idi,
Eminli, erkânlı bir diyar idi/ Mevlâ’ya emânet olsun Erzurum.

Erzurum Nükteleri

Prof.Tayyip Okiç hoca uzun yıllar Erzurum Üniversitesinde İlahiyat Fakültesinde dersler vermiş. Bir çok akademisyenin yetişmesinde emeği olmuş. Derslerde yazma eserleri okuturken yanlış okuyan talebeleri Balkan Türkçesi ile yanlış yaptın manasında ‘Halt ettin’ diye ikaz edermiş. Halt ettin diye uyardığı talebeleri çok üzülür ve rahatsız olurlar. Bunu uygun bir şekilde Hocaya hatırlatınca nükteli bir şekilde hatasını düzeltmiş.  

‘O zaman ben çok Halt ettim demiş’

***

Erzurumlu amca İstanbul’a gitmek üzere otobüse biner. Birkaç Erzurum firmasının otobüsleri aynı yerde mola verdiği için yemekten sonra hareket edileceğinde hangi otobüsle geldiğini bulamaz. Girdiği birkaç otobüs firması bu senin otobüsün değil diye indirirler. Çaresiz kalan amca kalabalığa şöyle seslenir:

 ‘Hele bakın ben hangi otobüsün Dadaşıyım’

Erzurumlu Hoca vaazında fitre miktarından bahsediyormuş. Arpa buğday hesabı ile o günün parası 50 kuruş fitre verilecek deyince cemaat itiraz etmiş; Hocam 50 kuruş olmaz, bu paranın kime faydası olacak deyince Hoca kızmış;

Ne itiraz ediyirsin dadaş, Kitapta eyle yazıyır, kitaptan eyi mi bilecen’

Tortumlu Hoca vaaz ediyormuş İnsanın cennete girmesi için İman ve Salih amel olacak ki hak etsin hem iman edecek hem de salih amel işleyecek, insanlara hizmet edecek demiş.

Cemaatten biri; Hocam Edison ampulü buldu insanlığa çok hizmet etti o cennete girecek mi diye sormuş.

‘Ula Dadaş iş sadece insanlığa hizmet olaydı bizim Tortum’un eşekleri insanlığa daha çok hizmet ediyir onlar cennete girerdi, sadece hizmet yetmez imansız olmaz demiş

Rahmetli Akif İnan Erzurum’da bir konferansında Tasavvuf ve İslam dünyasındaki etkilerinden bahsetmiş. Yanındaki hocalardan biri de hep Tasavvuf aleyhine konuşuyormuş. Akif İnan’ın etkili konuşmasına cevap vermek için ‘Sen öyle diyorsun ama ben Abdülaziz Bekkine hz de ders okudum, sohbetinde bulundum ama hiç etkilenmedim’ demiş.

‘Yazıklar olsun sana, sen kaynağın başında oturmuşsun bir tas su içememişsin demiş’

***

Son olarak Erzurum’un medarı iftiharı Alvarlı Efe Hazretlerinden bir hatıra ile bitirelim.

Alvarlı Efe Hazretleri hacca giderken Suriye’de bir Ermeniyle karşılaşır. Alvarlı Efe hazretlerini tanıyan Ermeni, Efeye ‘Bir gün gelecek Erzurum’u sizden alacağız!’ demesi üzerine Efe Hazretleri buna cevaben der ki;

– Ben Erzurum’u öyle birine teslim edeceğim ki siz değil yedi ceddiniz gelse alamazsınız, der ve bu şiiri yazar. Şiirin bu kıtasında hem düşmanlardan hem de afetlerden koruması için Erzurum’u yüce Mevla’mıza emanet etmiş Alvarlı Efe Hazretleri…


Rabbim hıfzeyleye düşman şerrinden /Gazap göstermeye berrü bahrinden
Hususa ki Erzurum’un şehrinden / Mevla’ya emanet olsun

Akrabamız Mustafa Altınsoy ailesi ile birlikte

Erzurumda çay böyle içilir 😉

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın