Tatil denildiğinde bizim aklımıza lüks oteller, sahiller ya da kalabalık alışveriş merkezleri değil; memleket ziyareti gelir. Doğup büyüdüğümüz, gençlik yıllarımızı geçirdiğimiz Sivas’ın Gürün ilçesi adeta burnumuzda tüter.
Akrabalarımızı ziyaret etmek, onlarla sohbet etmek, geçmiş hatıraları yad ederek hafızamızı tazelemek bana huzur verir. Ahrete göçmüş büyüklerimizin mezarlarını ziyaret etmek ise kutsal bir görev gibidir.
Aile kabristanında babamın, amcalarımın, teyzelerimin ve dayılarımın kabirleri başında adeta onlarla konuşur, halleşir, vedalaşır gibi olurum. Sanki büyük bir salonda hep birlikte maziyi yâd ediyormuşuz gibi hissederim.
Memleketin her sokağında, evinde, bahçesinde geçmişin izlerini görürüm. Tanıdığım her simada eski günlerin hatıralarını, yaşanmışlıklarını hissederim. Sanki yıllar öncesine gitmişçesine eski günleri anlatan siyah beyaz film izler gibi olurum
Yaz geldiğinde bahçelerde dalından dut, kayısı, elma yemek; yeni kızarmış domatesin kokusunu duymak, yapraklar arasından alınmış salatalığın tazeliğini hissetmek, üzüm salkımlarının lezzetini tatmak bizim için dünyanın en güzel ziyafetidir.
Hele sabah namazından sonra serin havada sıcak ekmek, peynir, soğanın yanında dalından yeni koparılmış domates-salatalık ve dut- kayısı yemek inanın en özel ve güzel ziyafettir. Hele yanınızda dostlar ve akrabalar varsa tadına doyulmaz. Tavsiye ederim defalarca denenmiş olup tadına ve kalitesine tam not verilmiştir.

Tatilin Asıl Anlamı
Eskiden tatiller yaklaşırken her evde bir telaş başlardı. Valizler hazırlanır, çocuklar sevinçle “babaanneme gidiyoruz, dedemlere gidiyoruz, memlekete gidiyoruz” derdi. Evlerde hasret, sevgi ve yorgunluk arası duygular yaşanırdı. Çünkü tatil, sadece dinlenme değil; sıla-i rahim yani aile büyüklerini ziyaret etme ve bağları tazeleme vesilesiydi.
Bugün ise manzara değişti. Tatil denildiğinde akla tatil köyleri, yurtdışı seyahatleri, sahillerde kumsallar ya da kalabalık AVM’ler geliyor. Artık şehirlerden “kaçış” kelimesi, “ziyaret”in yerini aldı. Oysa kaçtığımız yer nereye kadar bizden bir parça ve gittiğimiz yer nereye kadar gerçek bir dinlenme?
Hayatın telaşı içinde tatil, genellikle uzaklara kaçmak, gündelik rutinden sıyrılmak olarak görülüyor. Eskiden aile içi “ruh tazeleme, gönül alma, hasret giderme” amacı taşıyan tatiller; şimdilerde daha çok “zihin boşaltma, keyif alma, eğlenme” temelli hale geldi.
Elbette dinlenmeye, yeni yerler görmeye herkesin hakkı var. Ama tatil denince akla ilk gelen şey “gönül alma” değil de ‘keyif alma’ olduysa çok önemli değerleri kaybediyoruz demektir.
Ne yazık ki, aile ziyaretleri ve sosyal manevi bağlar modern yaşamın hızlı temposunda gevşemiş hatta kaybolmuş durumda. Tatil için harcanan zaman ve maddi kaynaklar, artık aile ziyaretlerinden ziyade bireysel keyiflere ve eğlencelere yöneliyor.
Artık tatiller, kalabalıklar içinde eğlenilen, vakit öldürülen ve sınırsız özgürlük arayışına kapı aralayan özel zamanlar gibi görülüyor. Oysa gerçek tatil; aile bağlarını güçlendiren, geçmişi hatırlatan ve manevi huzuru tazeleyen *Sıla-i rahim*dir.
Sıla-ı Rahim’in Faydaları
Sıla-i rahimin İslam kültüründeki karşılığı; sadece bir nezaket ziyareti değil, aynı zamanda akrabaların dert ve kederlerinin, sevinçlerinin paylaşıldığı, yaralara dermanların üretildiği, hatırların sorulup gönüllerin alındığı; aileyi-toplumu ayakta tutan görünmez manevi bağların tahkim edildiği çok önemli bireysel ve sosyal sorumluluklar demektir.
Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de ‘…Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının…” (Nisâ, 4/I);ayetinde akrabalık bağlarını sağlam tutmayı emretmektedir.
Hadis-i Şeriflerde “Akraba ilişkisini kesen, cennete giremez.” “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün…”
“Yüce Allah şöyle buyurur: ‘Ben Rahmân’ım, o (akrabalık bağlarının adı) da rahimdir. Ona kendi ismimden türeyen bir isim verdim. Onunla ilişkiyi sürdürenle ben de ilişkimi sürdürür, onunla ilişkiyi kesenle ben de ilişkimi keserim.’”
Başka bir hadisi şerifte Resulullah Efendimiz Sıla-ı Rahmin faydalarını anlatır “Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, akraba ile irtibatını sürdürsün!”
“Yâ Rasûlallah; beni cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?” dedi… Rasûlüllah şu cevabı verdi:”Allah’a ibadet eder ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin.” (Buharî, Zekât, 1).
Tatil mi, Sıla mı? Unutulan Bir Değerin Peşinde
Belki de çare, bu iki kavramı birbirinin alternatifi gibi görmekten vazgeçmektir. Tatil ve eğlenme vakti, aynı zamanda memleket ziyareti, sıla-i rahim olabilir. Tatilin bir kısmını gezerek ve eğlenerek bir kısmını da aile büyüklerini, akrabaları ziyaret ederek geçirebiliriz.
Sıladaki bir şehre gitmek, aile büyüklerini ziyaret etmek, çocuklara geçmişi anlatmak, unutulmuş yüzleri hatırlatmak neden tatil sayılmasın? Çocukların tatilde akraba ziyaretleriyle aile bağlarını tanıması ve köklerini öğrenmesi; kişilik gelişimi kadar aile köklerine karşı duyulacak aidiyet duygusunun da pekişmesine katkı sağlaması açısından oldukça önemlidir.
Gidilecek çok yer, yapılacak çok şey olabilir, ancak bazen en büyük yolculuk; kapı arkasında bekleyen yaşlı bir elin tutulması, sıladaki bir yakının, bir büyüğün ziyaret edilmesi, aile kabristanında yatan uluların duasına erişmektir…
Gerçek dinlenme bazen deniz kıyısında değil, bir büyüğün duasında, bir annenin dizinin dibindedir. Memlekette gezilen bahçelerde yenilen kayısı ve dut meyvelerinde, söğüt ağaçlarının gölgesinde, ceviz ağacının yeşil yapraklarındadır.
Doktor tavsiyesidir: Sıla-i rahim:
. Her derde devadır,
. Moral verir, kazancı bereketlendirir.
Zihin açar,
. Sıkıntıları giderir,Ömrü uzatır
. Psikolojiyi düzenler,
. Ve berekettir…
Deneyin, iyi gelecek…
Aile kabristanında Babam ve Amcamın kabirleri başında

Derebağ’da Kiraz yerken

Derebağ’da Yüksel Ağabeyimle

Beykoz’da Aile Dostumuz Şener bey ve ailesi ile


Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.