Aksaray İlahiyat fakültesi mezuniyet törenine katıldık. Yeğenimiz Elif Semiz’in mezuniyet töreninde onun sevinci ve mutluluğuna ortak olmak istedik. İyi ki öyle yapmışız. Son yıllarda gördüğüm en güzel ve kaliteli mezuniyet programlarından birine şahid olduk.
Gerek eğitimci hocaların konuşmaları gerekse öğrencilerin heyecan ve ilim aşkları bizleri çok etkiledi ve gelecek açısından ümitlendirdi. Ülkemiz adına güzel gençlerin yetiştiğini ve geleceğe hazırlandığını görmek ümit ve heyecan vericiydi. Sizin de beğeneceğinizi düşündüğüm bazı notlarımı paylaşacağım.
Gönül dostlukları ömür boyu devam eder.
Giriş ve takdim konuşmasında sunucu öğrenci kardeşimiz güzel bir giriş yaptı. Mezun olan arkadaşlarına görev ve sorumluluklarını hatırlattı.
Bu dünyada gönül bağı kurduğumuz her şeyden sorumluyuz. Bugün dualarla bir araya geldiğimiz bu anlamlı törende, ilim yolculuğunda ilmek ilmek ördüğümüz ve irfanla süslediğimiz bir yolculuğun meyvelerini paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Bizlere verilen en değerli hediyeler, ilim aşkı ve irfanla yoğrulmuş bir anlayıştır. Mezun olmak, sadece bir unvan değil; ilme, irfana ve hizmete izin verilmiş olmak demektir.
Yaratan Rabbimizin adıyla okuyup hayatı anlamlandırmak niyetiyle çıktığımız bu yolculukta, bizlere eşlik eden herkese şükran borçluyuz:
* Uykusuz geçen sınav gecelerinde dualarıyla yanımızda olan ailelerimiz,
* Talebe olup talep etmek için oturduğumuz sıralarda aynı yolun yolcusu olan arkadaşlarımız,
* Yolumuza ışık tutarak rehberlik eden hocalarımız.
Zorluklar karşısında “Nasıl olur?” diye tereddüt ettiğimiz anlarda bizlere inanmaktan vazgeçmeyen, dualarıyla desteklerini esirgemeyen gizli kahramanlarımız olan ailelerimize hakiki bir vefayı borç biliyoruz. Bu başarıyı, hayallerimizi borçlu olduğumuz sizlere ithaf ediyoruz.
Bugün burada, ilim yolculuğunun bir durağında duruyoruz. Ama yol bitmedi; Rabbimizin adıyla okumaya, anlamaya ve hizmet etmeye devam edeceğiz.
Kur’an-ı Kerim’den İsra Suresi 78-82. ayetlerde buyurulduğu gibi:
“Güneşin zevâlinden gecenin kararmasına kadar namazı dosdoğru kıl; sabah namazını da kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.’
Bu ayetler bize yolun hakikatini, kulluğun sorumluluğunu ve ilmin rehberliğini hatırlatıyor.
İnançsız zümreyi yokluk kemirir/ Ezelden ebede her var bizimdir.
Kanundur zamanı zaman devirir/Zamanı kuşatan yer var, bizimdir. Ahmet Arvasi
Dekan Mustafa çoban Konuşmasında şu önemli konuları hatırlattı.
Mezuniyet Törenlerinde aynı zamanda yeni bir hayat yolculuğunu başlangıcına da şahitlik ediyoruz. Diplomalar yılların emeğinin sabrın gayretin ve duaların meyvesidir. Bugün mezuniyetle birlikte gelen bir sorumluluk duygusunu da taşıyan bir gündür
Mezunlarımız ilahiyat eğitimi sadece bilgi edinme süreci değildir. Sizler burada Kur’an-ı Kerim kıraat, İslam hukuku, hadis, tefsir, felsefe, İslam düşünce tarihi gibi birçok dersle birlikte aynı zamanda insanı anlamayı farklılıklara saygılı olmayı hakikati aramayı ve Hikmet’le konuşmayı öğrenmeye çalıştınız. Çünkü ilahiyatın özü bilgiyi ahlakla, ilmi irfanla ve sözü hikmetle buluşturmaktır
Tüm üniversiteler bilgi üretir ancak ilahiyat fakülteleri bilginin ötesinde anlam üretmeye de gayret eder. İçinde yaşadığımız çağ bilgiye kolay ulaşılan ancak hakikati bulmanın ve onu aramanın zor olduğu çağdır. Dolayısıyla bizler bilgiyle hikmeti birleştirerek örnek olmak zorundayız
Bugün sizlere özetle ifade etmek istiyorum ki diploma son değil yolculuğun başlangıcıdır. İlim adamları der ki ilim ömür boyu bitmeyen bir arayış sürecidir. Sizlerden beklentimiz öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya ve kendinizi geliştirmeye devam etmenizdir.
Kıymetli mezunlarımız hayatın farklı alanlarda görev alacaksınız bir kısmınızı öğretmen bir kısmını din görevlisi bir kısmınız askeri personel- polis- devlet memuru- veli- danışman olarak bir çok alanda görev alacaksınız. Nerede görev alırsanız alın adaleti, merhameti, dürüstlüğü ve insana saygıyı asla unutmayacaksınız. Çünkü insanlar çoğu zaman hakikati kitaplardan değil onu tavsiye eden insanların davranışlarından öğrenirler
İnancınızı değerlerinizi ve her hareketinizi Allah’ı hatırlatacak şekilde düzenlenmiş olarak buradan gidiyorsunuz
Değerli ailelerimiz; Evlatlarınızı bize gönderdiğiniz de beş yıl yemediniz yedirdiniz. Bir çok zorluklar içerisinde okutmaya çalıştınız. Bu evlatlarınızın başarısında fedakarlarınızın, sabrınızın, dualarınızın büyük payı var. Bu gururu bizlerle paylaştığınız için hepinize çok teşekkür ediyoruz
Kıymetli eğitimci arkadaşlarım; Sizlerin bu mezuniyette çok büyük emeğininiz ve gayretiniz var. Sizler bir gül goncasını yetiştiren bahçıvanın hassasiyetiyle öğrencilerimize sahip çıktınız. Onları eğittiniz, yetiştirdiniz. Fakültemiz adına her birinize şükranlarımı sunuyorum teşekkür ediyorum
Sizler bugün keplerinizi gökyüzüne fırlatırken emeklerinizi umutlarınızı hayallerinizi ve geleceğe dair sorumluluklarınızı taşıyorsunuz. Yolunuz açık, ufkunuz geniş, sözünüz nezaketli, hizmetiniz samimiyetle olsun
Bugün heyecanınız ve sesiniz İslam’a, insanlığa, özgürlüğe hasret Türkistan’da Filistin de Çeçenistan‘da Kerkük’te Saraybosna da Üsküp’te Afrika’da velhasıl ümmetin yaşadığı her coğrafyada kardeşlerimize ulaşsın
Azmimiz kırılmaz kederle, yasla/ Ümidin güldüğü diyar bizimdir. Fenada ölümden korkmayız asla/ Ölümün öldüğü diyar bizimdir.
Rektör Alpay Arıbaş
İlahiyat fakültesi, ilim, irfan ve adaleti bir arada barındıran bir fakültedir. Sevgili gençler, sizler günümüzde en zor olanlardan birine talip oldunuz. Hepinizi gönülden tebrik ediyorum. Beş yıl önce geldiğinizde bu sürenin nasıl geçeceğini düşündünüz; uzun bir yol gibi görünüyordu. Fakat gözlerinizdeki ışıltı, bu yolculuğun sonunda bugünlere ulaşacağınızın işaretiydi.
Bugün sizler, Nebevi sohbetlerde yetişmiş Ashab-ı Suffe gibi, ilim ve irfanı yaymak amacıyla dünyanın dört bir yanına dağılacaksınız. Onlar gibi ilimle ve irfanla uyanarak, günümüzün âlimleri ve geleceğin kanaat önderleri olarak İslam’ın ışığını insanlığa sunacaksınız.
Bilgi elbette şarttır; ancak esas olan, bilginin irfan ve samimiyetle birleşmesidir. Bu bilgiyi gönlünüzde içselleştirmeniz, hayatınıza yansıtmanız ve davranışlarınıza aktarmanız önemlidir. Sahabilerin toplumda yaptıkları gibi, ancak o zaman değer kazanır, ancak o zaman karşılık bulursunuz.
Kuru bilgi, başarı ve mutluluk getirmez. Eğer hikmetten uzaksa, insanı sadece oryantalist bir âlim seviyesine indirger. O yüzden bilginin yanı sıra duruşunuz, karakteriniz ve ahlakınız büyük önem arz etmektedir. Sizler zaten bunu bildiğiniz için, zora talip olduğunuz için buradasınız.
Gittiğiniz her yerde İslami değerleri sevdirecek, içselleştirecek ve gönülden kabul ettireceksiniz. Çünkü bilgi dünyanın her yerinde var; fakat bilgi irfanla yoğrulmuşsa makbuldür.
Saygıdeğer öğretim üyelerimiz;
Evlatlarımıza kattıklarınız, bu memlekete kattıklarınız için sizlere minnettarız. Gençlerimizi irfan ve iman sahibi olarak yetiştirdiniz. Allah hepinizden razı olsun.
Kıymetli ailelerimiz;
Beş yıl boyunca evlatlarınızı salih ve saliha insanlar olarak yetişsinler diye Aksaray’a, salihler şehrine ve onun güzide eğitim kurumu Aksaray Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne emanet ettiniz. Güveniniz ve destekleriniz için sizlere teşekkür ediyor, Allah’tan razı olmanızı diliyorum.
Bugün Aksaray’dan, Salihler şehrinden öğrencilerimizi salih ve saliha âlimler olarak uğurluyoruz. İnşallah gittikleri her yere değer katacaklar. Bu başarı, sizlerin desteğiyle mümkün oldu. Hepinize çok teşekkür ediyor, öğrencilerimize başarılar diliyorum.
Sevgili gençler;
Yolunuz açık, ufkunuz geniş, sözünüz nezaketli; hizmetiniz samimiyetli olsun. Sesiniz İslam’a, insanlığa ve özgürlüğe hasret olan coğrafyalara ulaşsın. Allah’a emanet olun.
Maddeye tapmayız ezelden geldik/Her şeyi kuşatan ebed bizimdir.
Çirkini sevmeyiz güzelden geldik/ Arkadaş son zafer elbet bizimdir.
Dönem Birincisi Muhammet Resul Hüseyin – Mezuniyet Töreni Konuşması
Saygıdeğer misafirler, üzerinde emeği ölçülemeyecek kadar büyük olan kıymetli hocalarım, göz nuru evlatlarının bu onurlu gününe şahitlik eden fedakâr ailelerimiz ve ilim yolculuğundaki değerli arkadaşlarım… Hepinizi en kalbi duygularımla hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Bugün, Allah’ın rızasını hedef ederek başladığımız bu fakültenin birincisi olmaktan ve burada bulunmaktan büyük bir sevinç ve heyecan duyuyorum. Sözlerimin başında, bizlere kelamının bereketini, ilminin nurunu ve irfanın feyzini nasip eden; ihsan nimetiyle bizleri şereflendiren Alemlerin Rabbine nihayetsiz hamdüsenalar olsun.
Onun inayeti olmadan başarıya ulaşmak mümkün değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyurur:
“Ve mâ tevfîkî illâ billâh; aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb“ (Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir; yalnızca O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yönelirim) Hud 88
Evet, gayret etmek, çalışmak, dirsek çürütmek vazgeçilmezdir; fakat başarının sırrı sadece kuru bir çalışmadan ibaret değildir. Bizler biliyoruz ki başarının asıl kaynağı, çalışmanın yanına eklenen Allah’ın inayeti, Kur’an’ın bereketi ve arkamızda dağ gibi duran anne-baba duasıdır.
Bu ilahi inayetin ve bereketin eğitim hayatımızdaki en somut tezahürü, kıymetli hocalarımız oldu. Onlardan ilim tahsil etmek, kalbimizi aşk ve irfanla doldurmak, bizim için paha biçilmez bir nasipti. Hocalarımız dersin içinde olduğu kadar dışında da elimizden tuttular, dertlerimizle dertlendiler, samimiyetle rehberlik ettiler. Bu kürsüden, şahsım ve arkadaşlarım adına tüm hocalarımıza en derin şükranlarımı sunuyorum.
Ve elbette, bana bu yolda ilk rehberlik eden, hafızlık yolunda ilmek ilmek yetiştiren, dualarıyla beni bir zırh gibi koruyan canım anneme ve babama en derin minnetlerimi arz ediyorum. Rabbim onlardan razı olsun.
Değerli mezun arkadaşlarım ;
Bugün diplomalarımızı alıyoruz. Elde ettiğimiz dereceler ve unvanlar kıymetlidir; fakat bizler biliyoruz ki bu dünyevi makamlar nihai gayemiz değildir. Bütün bu ilim yolculuğunun yegâne amacı Hakk’ı bulmaktır.
Hz. Hüseyin’in muazzam sözünde ifade ettiği gibi:“İlahi, seni bulan neyi kaybetti; seni kaybeden neyi buldu?”
Yarın hepimiz yurdun dört bir yanına dağılacağız. Kimimiz öğretmen, kimimiz imam, kimimiz vaiz, kimimiz Kur’an kursu öğreticisi olacağız. Fakat unutmayalım: Bizler sıradan birer memur olmaya gitmiyoruz. Bizler, ümmet bilinciyle hareket eden, İslam’ın davasının sarsılmaz neferleri olmaya gidiyoruz.
Niyaz ediyorum ki hayatımızın nihai gayesi, Allah’ın yüce dininin galip gelmesi için çalışmak olsun. Rabbim yolumuzu, bahtımızı ve ufkumuzu daima açık eylesin. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Teşekkür ederim. Esselamü aleyküm.
Bu dâvâ özüdür İslamiyetin/Bu dâvâ güneşi mazlum milletin,
Bu dâvâ her şeyden her şeyden çetin/ Bu yolda dert, hüzün, gurbet bizimdir.


Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.